“Hiçbirimiz mutluluk, sağlık ve huzur içinde çalışıp çabaladığımız bir hayata itiraz etmeyiz.”-Charlotte Perkins Gilman

Dünyada her gün 1000'den fazla çocuğa kanser teşhisi konulurken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2030'a kadar dünya genelinde çocukluk çağı kanserine yakalanan çocukların hayatta kalma oranını en az yüzde 60'a çıkarmayı hedefliyor. DSÖ'nün verilerine göre, dünya genelinde her yıl 19 yaş altındaki yaklaşık 400 bin kişiye lösemi, beyin kanseri, lenf kanseri ve solid tümörü gibi kanser teşhisleri konuluyor. Bu kapsamda DSÖ'nün 2018'de kurduğu "Çocukluk Çağı Kanseri Küresel Girişimi", 2030'a kadar dünya genelinde kanserli çocukların hayatta kalma oranını en az yüzde 60'a çıkarmayı ve yaşam kalitelerini iyileştirmeyi hedefliyor. DSÖ'nün raporunda ise söz konusu hayatta kalma oranının, bugün yüzde 15 ila 45 olduğu ifade ediliyor.

ÜLKEDEN ÜLKEYE DEĞİŞKENLİK GÖSTERİYOR

Çocukluk çağında ortaya çıkan kanserlerin az sayıda belirlenmiş risk faktörü bulunurken bunların, çoğunlukla gen mutasyonlarına bağlı geliştiği değerlendiriliyor. Down sendromu gibi bazı genetik bozuklukları olan veya çocukluk çağı kanseri geçmişi bulunan aile bireylerine sahip çocuk ve ergenlerde de kanser riski artıyor. Çocuklarda görülen kanserin tipi de kanseri atlatma ve yaşam oranları üzerinde etkili olabiliyor. Çocukluk çağı kanserinin erken belirtileri, yaygın hastalıklarda görülen semptomları da içerdiği için kanser teşhisini geciktirebiliyor. Amerikan Kanser Topluluğunun raporunda da ülkede bu yıl 15 yaş altı yaklaşık 9 bin 600 çocuğa kanser teşhisi konulabileceği öngörülüyor. Çocukluk çağı kanserinin tedavisindeki başarı oranları ülkeden ülkeye değişkenlik gösteriyor. Özellikle erken teşhise öncelik verilen ve gelişmiş ülkelerdeki kanser tedavileri daha sağlıklı ve hızlı ilerlerken bu ülkelerdeki başarılı tedavi oranında da artış görülüyor. Diğer yandan, düşük ve orta gelirli ülkelerde iyileşme oranlarının nispeten düşük olduğu ifade ediliyor. Çocukluk çağı kanserine yakalananlar ilaç, cerrahi operasyon ve radyoterapi gibi çeşitli tedavi yöntemleriyle iyileşebiliyor.

ALKIŞLIYORUM

Geçtiğimiz günlerde Sadi Konuk Devlet Hastanesi Başhekimi Sayın Prof. Dr. Gökhan Tolga Adaş’ı ziyaret ettim. Yılların Başhekimi, her gittiği kurumda yaptığı yeniliklerle tanınıyor. Prof. Adaş, sihirli dokunuşlarından birini hastanenin atıl durumdaki en üst katında gerçekleştirmiş. Öncelikle çalışanlar ve hasta yakınları için bir kütüphane yaptırmış. Kitapları ve kitaplıkları bağışlarla buluşturmuş. Bununla da kalmamış Başhekim Prof. Adaş, diğer atıl durumdaki odalara da el atarak yepyeni mekanlar oluşturmuş. Başhekim, buraların oluşumu için de bizzat kendisi ilgilenmiş. Oturma odası, küçük bir mutfak, toplantı odası… Tabii yine bağışlarla ve birbirinden özgün odalar. Odalarda dolaşırken hastane değil de kendinizi çok özel hissedebileceğiniz; tablolarıyla, mobilyalarıyla, sıcak havasıyla sanki evdeymişsiniz gibi mekanlar ortaya çıkarmış. Prof. Adaş’ın ince düşünceleriyle, özenerek, birbirine uyumlu eşyaların bir araya getirilmesiyle; zarafeti de içine alarak oluşturulan bu mekanları birçok özel hastanede görmek mümkün değil. Kendisini bu özverili çalışması için tebrik ediyorum.

Kalın sağlıcakla…